HZ.HATİCE ANNEMİZ

Hz. Hatice’nin kabri burası, buraya bakarken onun Efendimiz’i tanıması, O’na kervanlarını emanet etmesi, izdivacı, elinde avucunda ne varsa O’nun önüne sermesi, İslamiyet’e ilk giren kişi olması ve daha neler neler aklımıza geliyor.

Yıllar sonra Hz.Aişe Efendimiz (S.A.V.)’e:

“O’nu hiç unutmuyorsun.” der.

Hz. Peygamber (S.A.V.)’de:

“Kimsenin bana inanmadığı zamanda o bana inanıyordu.” diye cevap verecektir.

Dua ederek annemizin ruhunu şad etmeye çalışıyoruz. Çile dönemini iliklerine kadar hisseden fakat gül devrini göremeden vefat eden bu büyük kadın için ne kadar dua etsek azdır.

Hazreti Hatice (R.A.), hicretten üç yıl kadar önce vefat etmiş. Kabrine bizzat Peygamberimiz (S.A.V.) indirmiş ve vefatına çok üzülmüştür. Zira Hz. Hatice validemiz, Peygamberimize ilk iman etmiş, en büyük maddi ve manevi destekçisi olmuş, Peygamberimizin yedi çocuğunun altısı Hz.Hatice’den doğmuştur.

Hz. Hatice validemizin açık kerameti olarak rivayet edilir ki; herhangi bir kadın, bir şeyde aciz kalıpta onun türbesine gidip, O’nu vesile kılarak Allahü Teala’dan yardım talep etse her halde maksadına ulaşarak döner.

Hz. Hatice Validemizin kabrinin cennet kokusu ile ciğerlerimi doldurduktan sonra bir burukluk çöktü içime ve “Peygamber Efendimize (S.A.V.) ilk iman etmiş insan ve her şeyi ile destek olan Annemiz burada, Medine’den uzakta, keşke o da Medine’de olsaydı diye düşündüm.” Ondan sonra kendi kendime, uzakları yakın eden Rabbim Mekke’deki Annemiz ve Medine’deki Resulü arasını hiç uzak eyler mi? Onları hiç mahsun bırakır mı? Diye düşündüm içim rahatladı ve duamı ettim.