MESCİD-İ KIBLETEYN
İslamiyet’in ilk yıllarında kıble, Kudüs’teki Mescid-i Aksa idi. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) ve ona iman edenler Mescid-i Aksa istikametine dönerek namazlarını eda ediyorlardı.
Fakat Resulullah Efendimiz’in (S.A.V.) içinde hep Kabe-i Muazzama’ya yönelmek arzusu vardı. Bu hususta dua ediyor ve vahyin gelmesini arzu ediyordu.
Hicretten 18 ay kadar sonra Şaban ayının 15’inci günü Resulullah (S.A.V.) Seleme Oğulları yurdunda öğle namazının iki rek’atı eda edilmişti ki kıblenin çevrilmesi ile alakalı “Yüzünün gökyüzüne çevrilmekte olduğunu görüyoruz. Seni elbette hoşlanacağın kıbleye döndüreceğiz. O halde yüzünü hemen Mescid-i Haram’a doğru çevir. Ey Müminler yüzlerinizi onun yönüne çevirin.” (Bakara Suresi, Ayet 144) ayet-i kerime nazil oldu.
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) yönünü Beyt-i Makdis’ten Kabe-i Muazzama’ya çevirdi. Cemaatte safları ile birlikte döndüler ve son iki rek’atı Kabe’ye doğru kıldılar. Bundan dolayı bu mescide “Mescid-i Kıbleteyn” (iki kıbleli mescid) denilmiştir.













